Yapılan araştırmalar, diğer insanlarla olan iletişimimizde basit dokunuşlar kullanarak daha uyumlu, yardımsever ve güçlü bir kişilik sergileyebileceğimizi ortaya koymaktadır.

İnsanları küçücük bir dokunuşla ikna edebilirsiniz. Willis ve Hamm’ın 1980 yılında yaptıkları bir araştırmada, katılımcılardan bir kampanya için imza atmaları istendi. İmza isteği dokunmadan söylendiğinde katılımcıların%55’inin imzaladığı kampanyadan, dokunularak rica edildiğinde %81 oranında imza toplandı.

Dokunma, kişilerde yardım etme isteğini de harekete geçiren bir duyu. Gueguen’in 2003 yılında yaptığı bir araştırmada, yardım isterken koluna hafifçe dokunulan kişilerin yardım etmeye daha istekli oldukları gözlemlendi.

Haklı olarak dokunmanın her toplumda veya insan da ifade ettiği anlam farklı olabilir diye düşünebilirsiniz. Ama toplumun ve insanların dokunuşlara verdiği tepkileri gözlemle ve uygulamalarla rahatça bulabilirsiniz.

Polonya’da erkeklerin dokunmaya karşı verdiği olumsuz tepkilere karşın, Fransa’da iki erkeğin birbirine dokunması daha kabul edilebilir bir davranıştır.

Ülkemiz de ise durum biraz daha karışık. Cinsiyet, inanç ve bölgesel farklılıklara göre farklı tepkiler alınabiliyor.

Fransalı araştırmacılar Erceau ve Gueguen 2007 yılında yaptıkları bir çalışmada, satış işlerinde, müşterilerin kendilerine dokunan satış görevlisini daha içten, samimi, arkadaş canlısı ve kibar olarak tanımladıkları görüldü.

Bir restoranda yemek yiyen kişilerin kendilerine dokunan garsona daha fazla bahşiş bıraktıkları görüldü. iletişimde dokunma duyusunu kullanmanın kişiler arasındaki samimiyeti artırdığını ve iletişimi olumlu yönde destekleyici etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

Dokunma, ilişkilerdeki güç dengesinde de belirleyici bir role sahip. Henley 1973 yılında yapmış olduğu bir araştırmada, bireyleri günlük çalışma hayatları içinde inceledi. Henley’nin bu gözlemlerden elde ettiği sonuçlara göre, iletişim kurarken dokunan taraf, genelde daha yüksek statüdeki taraf oluyor. Toplumsal olarak da iletişim kurarken dokunan taraf, daha güçlü ve yüksek statüde olarak algılanıyor.

Yukarıda okumuş olduğunuz çalışmaların neredeyse tamamı, dokunmanın sağlıklı iletişimde önemli bir rolünün ve pozitif etkilerinin olduğu yönünde. Şamarı yememek için önce gözlem sonra uygulama diyorum 🙂

*http://www.uplifers.com sitesinden alıntılar yapılmıştır.

Tarık Savaş Öpöz

leave a comment

Create Account



Log In Your Account